REPORTED SPEECH – SÖZ AKTARMA, ALINTI YAPMA
|
Birinin söylediğini başkasına aktarmaktır. Falanca şunu dedi gibi.
Ahmet said, “I am very happy” = Ahmet “Çok mutluyum” dedi.
Ahmet said he was very happy = Ahmet mutlu olduğunu söyledi.
|
Bu iki örnek bize birinin sözünü aktarmanın iki farklı
yolunu gösteriyor. Birinci cümlede söz doğrudan aktarılmış, noktasına virgülüne
dokunulmadan aynen söyleyen kişinin ağzından çıktığı gibi alınmış. Buna doğrudan aktarım diyoruz.
İkinci cümlede ise söz cümlenin bir parçası haline
getirilmiş, sözü aktaran kişiye uyarlanmış. Buna da dolaylı aktarım diyoruz.
said mi told mu?
Sözü aktarırken demek,
söylemek anlamına gelen say ya da
tell fiilini kullanabiliriz (geçmiş
halleri said ve told). Sözün kime söylendiğini belirtmediğimiz durumlarda genelde say; belirttiğimiz durumlarda genelde tell fiili tercih edilir. Bu sadece
kullanım kolaylığıyla ilgili bir durumdur.
Ahmet said (that) he was very happy.
Ahmet told me (that) he was very happy.
Arada that
kullanılması gerekli değildir. That, bizdeki
ki bağlacı gibi adeta bir (:) işareti
görevi görür.
Sözün kime söylendiğini belirtmek için say fiilini de kullanabiliriz.
Ahmet said to me
(that) he was very happy.
Ancak bu durumda fiilden sonra to kelimesini kullanmamız şart olur.
Dolayısıyla pek pratik değildir.
Doğrudan Aktarım / Dolaylı Aktarım
Doğrudan aktarım gayet kolay. Sadece aktarılan sözü tırnak
içine alıyoruz. Hepsi bu. Mesela Osman şu sözü söylemiş olsun: I am
going home.
Bunu şöyle aktarıyoruz: Osman said, “I am going home”.
Sözün dolaylı aktarımındaysa birtakım değişiklikler yapmamız
gerekiyor. Bu değişiklikler sadece iki tane;
1- Şahıslar
2- Zaman
1- Şahıslar: Osman,
I am going home demiş olsun. Osman bu
cümlede kendinden bahsettiği için I
yani ben diyor. Biz ondan bahsederken
I demeyiz, he deriz.
Osman says, “I am
going home”. (doğrudan aktarım)
Osman says he is going home. (dolaylı aktarım)
Cemile says, “My house
is very big”
Cemile says her house is very big.
Recep says, “I don’t
understand you”
Recep says he doesn’t understand me.
2- Zaman: Burada
dikkat etmemiz gereken şey şudur: Söz şimdi mi söyleniyor yoksa önceden mi
söyledi. Yani cümleye Osman says diye
mi başlayacağız, Osman said diye mi.
Osman bu sözü şimdi /her zaman mı söyler, önceden mi söyledi.
Şimdi ya da her zaman söylüyorsa zaman değişikliği olmaz. Cümleye Osman says, ya da Osman is
saying diye başlarız, aktarılacak cümleyi de kendi zamanında bırakırız.
Osman says (that) he
is going home. / Osman is saying (that) he is going home.
Önceden söylediyse
Eğer cümle geçmiş zamanda kuruluyorsa, yani eskiden
söylenmiş bir sözü aktarıyorsak aktarılacak sözün zamanını bir geri alırız.
Ahmet, “I am very happy” demiş olsun ve bunu mesela dün
söylemiş olsun;
Ahmet said he was very happy.
Burada ne yaptık?
1- Şahıslarla
ilgili değişiklik: Aktarılacak cümlenin öznesi I, yani ben. Bu zamirin kastettiği kişi ise Ahmet. Biz Ahmet’ten
bahsederken Ahmet deriz, ya da he. Bu sebeple;
a. Ahmet
said he was very happy. dedik.
2- Zamanla
ilgili değişiklik: Ahmet bu sözü dün söylediğine göre biz de cümleye Ahmet said diye başlarız. Böyle olunca
da Ahmet’in sözünün de düne uyarlanması lazım. Bunu da is yerine was koyarak
yaptık.
Ahmet said, “I am very
happy”= Ahmet said he was very happy.
Zamanı bir geri
almak: Yukarıdaki örnekte aktarılacak söz present simple tense (geniş
zaman). Geniş zamanın bir öncesi geçmiş zamandır (past simple tense). Geçmiş
zamanda da is değil was kullanılır.
Zaman dönüşümleri:
|
|
Orijinal cümle (doğrudan aktarım)
|
Dönüştürülmüş hali (dolaylı akt.)
|
|
He said
|
Present Simple
“Ahmet is very
happy.”
“They live in
England”
“He feels ill.”
|
Past Simple
Ahmet was very
happy.
they lived in
England.
he felt ill.
|
|
He said
|
Present continuous
“He is going
home.”
“They are
talking about him.”
|
Past continuous
he was going
home.
they were
talking about him.
|
|
He said
|
Going to gelecek
“He is going to
buy a car.”
“She is going
to sleep.”
|
Was going to
(-ecekti)
he was going to
buy a car.
she was going
to sleep.
|
|
He said
|
Will
“They will
understand.”
“Cemil will
meet him.”
|
Would
they would
understand.
Cemil would
meet him.
|
|
He said
|
Past simple
“Davut came
from Mardin.”
“She didn’t listen
to her mother.”
|
Past perfect
Davut had come
from Mardin.
she had not
listened to her mother.
|
|
He said
|
Present perfect
“He has
arrived.”
“They have accepted
the proposal.”
|
Past perfect
he had arrived.
they had accepted
the proposal.
|
|
He said
|
Past perfect
“He had given him some money.”
|
Past perfect
(değişmez)
he had given him some money.
|
|
He said
|
Past continous
“She was listening to them.”
“He was sleeping.”
|
Past perfect
continuous
she had been listening to them.
he had been sleeping.
|
Soruların aktarımı:
1- Yes / No soruları
Cevabı sadece “yes” ya da “no” olabilecek soruların
aktarımında
Mesela Ahmet “Is Cemil sleeping?” diye bir soru sormuş
olsun;
- Soru
cümlesi düz cümleye çevrilir: Cemil
is sleeping
- Cümlenin
başına if ya da whether getirilir: if cemil is sleeping
- Söz
geçmişte söylenmişse gerekli zaman dönüşümü yapılır
a.
Ahmet asked if Cemil was sleeping (Ahmet, Cemil’in
uyuyup uyumadığını sordu)
b.
Ahmet is asking if Cemil is sleeping. (Ahmet, Cemil’in
uyuyup uyumadığını soruyor) Bu ikicisinde sorunun şu an sorulduğunu varsaydık
ve zaman dönüşümü yapmadık.
Örnekler:
|
Doğrudan aktarım
|
Dolaylı aktarım
|
|
Daddy asked, “Is Kamil a good student?”
|
Daddy asked if Kamil was a good student.
|
|
Arif asked, “Are they coming on Sunday?”
|
Arif asked if they were coming on Sunday.
|
|
Hamit is asking, “Does Mehmet speak English?”
|
Hamit is asking if Mehmet speaks English.
|
|
Kemal asked Ayşe, “Do you love me?”
|
Kemal asked Ayşe if she loved him.
|
|
George asked Bill, “Have you got it?”
|
George asked Bill whether he had got it.
|
2- Soru kelimeli (w/h
questions) soruların aktarımı:
Soru kelimesi (what, where, who, how, when, why, which)
kullanılarak sorulmuş sorular
Mesela Ahmet “Why is she coming?” diye bir soru sormuş
olsun.
I.
Soru cümlesi düz cümleye çevrilir (soru kelimesi
yerinde kalıyor): why she is coming
II.
Gerekli şahıs ve zaman değişikleri yapılır.
a.
Ahmet asked why she was coming. (Ahmet onun neden
geldiğini sordu)
b.
Ahmet is asking why she is coming. (Ahmet onun
neden geldiğini soruyor) Sorunun şu an sorulduğunu varsayıp zamanı aynı
bıraktık.
Örnekler:
|
Doğrudan Aktarım
|
Dolaylı Aktarım
|
|
Cemil asked, “When did Ali come?”
|
Cemil asked when Ali had come.
|
|
Berk asked Hamit, “What time do you get up?”
|
Berk asked Hamit what time he got up.
|
|
Mother asked me, “Where is your brother?”
|
Mother asked me where my brother was.
|
|
Ayşe asked Cemil, “Why don’t you love me?”
|
Ayşe asked Cemil why he didn’t love her.
|
|
Kemal asked, “Who broke the window?”
|
Kemal asked who had broken the window.
(soru özneyi sorduğu için cümle kelime diziliminde bir
değişiklik yok)
|
|
Hatice is asking, “Where am I going to sit?”
|
Hatice is asking where she is going to sit.
|
|
Teacher asked me, “Where are you from?”
|
Teacher asked me where I was from.
|
|
Orhan asked, “Who does Cemile love?”
|
Orhan asked who Cemile loved. (bu da who sorusu ama özneyi değil nesneyi soruyor. Onun için söz
dizilimi değişti.)
|
|
Hayri asked, “Whose jacket is this?”
|
Hayri asked whose jacket it was.
|
Cemal told Ahmet, “Go
home” = Cemal Ahmet’e “Eve git” dedi.
Şimdi bunu dolaylı aktaralım.
Cemal told Ahmet to go
home. = Cemal Ahmet’e eve gitmesini söyledi.
Emri, sadece başına to
ekleyerek aktarıyoruz. Zamanla ilgili bir değişiklik olmaz (çünkü tüm emirler
şimdi verilir.) Şahıslarla ilgili değişiklikler yine geçerlidir.
Mesela
Harun bana Listen to
me (beni dinle) demiş olsun. Tabi ki emri bana (me) verdiğini en başta belirtiyoruz: Harun told me
Sonra emrin başına to
getiriyoruz: Harun told me to listen
Harun me derken
kendinden bahsediyor. Biz ise ondan him
(onu) diye bahsederiz.
Harun told me to
listen to him.
Örnekler:
|
Doğrudan Aktarım
|
Dolaylı Aktarım
|
|
Selim told Ramazan, “Find a job”
|
Selim told Ramazan to find a job.
|
|
His father told him, “Give me your pen”
|
His father told him to give him his pen.
|
|
Teacher told me, “Speak English, please”
|
Teacher told me to speak English.
|
|
Kemal told Halil, “Don’t shout”
|
Kemal told Halil not to shout. (olumsuz emir olunca bir de
not ekliyoruz.
|
|
The man told his wife, “Shut up!”
|
The man told his wife to shut up.
|
|
Mehmet told Ahmet, “Don’t waste your time”
|
Mehmet told Ahmet not to waste his time.
|
|